ÇAĞIMIZIN BİR GETİRİSİ E-TİCARET

Yaşadığımız dönemi, insanoğlunun gördüğü en hızlı değişime sahip olan dönem olarak tanımlamak pek de yanlış olmayacaktır. Teknolojinin çağımızın her alanında kullanılması ve özellikle iletişim ve internet teknolojilerinin durmaksızın gelişmesi nedeniyle her gün yeni bir kavram hayatlarımıza girmektedir. İletişim teknolojilerinin ve internet kullanımının hızla gelişmesi ile dünyada yeni bir ekonomik düzenin yaygınlaştığı görülmektedir. Buna bağlı olarak; coğrafi sınırlar ortadan kalkmış, satıcı ile alıcının buluştuğu yer olan pazarlar farklı bir boyut kazanmış ve satıcılar tüm dünyayı müşteri kabul ederek ticari faaliyetlerini web tabanlı sistemlere kaydırmışlardır. [1]

E-ticaret nedir? 

Her anlamda, teknolojinin hayatımızın içinde olduğunu buram buram hissettiğimiz şu günlerde elektronik ticaret, yani kısacası e-ticaret adından çokça bahsettirse de işletmeler açısından e-ticaret uygulamaları 1990’lı yıllarda ticari hayatta yerini almaya başlamıştır. Günümüzde ise, bu kadar popüler olmasının nedeni şüphesiz ki internet kullanımının doruğa çıkması ve bununla birlikte insanların sanal ortamdan istediği platformlara ulaşabilmesidir. Bu durumda, e-ticaretin genel bir tanımını yapmak istersek e-ticaret; mal ve hizmetlerin üretim, reklam, satış ve dağıtımının telekomünikasyon ağları üzerinden yapılmasıdır.[2]

Böylelikle, e-ticaretle birlikte doğrudan fiziksel bir bağlantı kurmaya veyahut fiziksel herhangi bir aksiyon almaya gerek kalmadan, tüketicilerin istedikleri ürün veya hizmete ulaşması; satıcının da satmakta olduğu mal veya hizmeti pazarlaması ve/veya satması sağlanmaktadır. Bu bağlamda, taraflar arasında interaktif bir etkileşim ile ticaret gerçekleştirilmektedir.

Sayısal veriler ile anlatılanları biraz daha somutlaştırmak gerekirse, Ocak 2019 verilerine göre, Türkiye nüfusunun %72’sine tekabül eden 59,3 milyon internet kullanıcı kitlesi mevcut olup 39,3 milyon internet kullanıcısı da aktif olarak e-ticaret kullanmaktadır. Sonuç olarak, yapılan istatistiklere göre, e-ticaret üzerinden tüketim mallarına yapılan harcamalar 5.955.000.000,00 USD etmektedir. Harcamaların en çok yapıldığı kategoriler ise sırasıyla seyahat, elektronik ürünler, moda ve güzellik ürünleri, oyuncak ve hobi ürünleri, beyaz eşya şeklinde devam etmektedir.[3]

Görüldüğü üzere, e-ticaret üzerinden yapılan tüketim ve işbu tüketim sonucunda elde edilen gelir azımsanamayacak kadar yüksektir. E-ticaretin, satıcılar açısından dünyaya açılan bir kapı olması, pazarlama imkânlarının sınırsız olması; alıcı açısından ise fiziki sınırların ortadan kalkması, zaman kazandırması, çeşitliliğin hat safhada olması gibi sebeplerle de gün geçtikçe daha da fazla kullanımının artacağı kuşkusuzdur. Bu nedenlerle, e-ticaretin hukuki anlamda belirli düzenlemelere tabi olması, satıcı ve alıcının yükümlülüklerinin belirlenmesi ve e-ticaret usul ve esaslarının düzenlenmesi gerekmektedir.

6563 Sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun

E-ticaret işlemleri 05.11.2014 tarih ve 29166 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6563 Sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun (“Kanun”) ile düzenlenmektedir. İşbu Kanun uyarınca çeşitli düzenlemeler ve yükümlülükler hüküm altına alınmıştır.

Kanunun 2. maddesinde e-ticaret, WTO tarafından belirlenen tanıma paralel olarak, fiziki olarak karşı karşıya gelmeksizin, elektronik ortamda gerçekleştirilen çevrim içi iktisadi ve ticari her türlü faaliyet olarak tanımlanmıştır. Kanun hükmünde açıkça hangi sözleşmelerin e-ticaret sözleşmesi olacağının belirtilmemesi nedeniyle e-ticaret kapsamında yapılan her türlü sözleşmenin bu kapsamda değerlendirileceği çıkarımını yapmak yanlış olmayacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, tanım itibariyle birbirine benzeyen ve her iki sözleşme tipinde de tarafların fiziken bir araya gelmesi şartı aranmayan e-ticaret sözleşmeleri ile mesafeli sözleşmelerin karıştırılmaması gerektiğidir. Mesafeli sözleşmelerin tanımına kısaca değinmek gerekirse, satıcı ile tüketicinin fiziken bir arada olmaksızın mektup, telefon, faks gibi uzaktan iletişim araçlarıyla kurdukları sözleşmelere denilmektedir. Görüldüğü üzere, ilk başta kulağa benzer gelseler de tanım itibariyle dahi her iki sözleşme türünde önemli farklar bulunmaktadır. Bunlardan ilki, e-ticaret sözleşmelerinin 6563 Sayılı Kanun madde 2 uyarınca, elektronik araçlar vasıtasıyla çevrimiçi ortamda yapılması zorunluluğuna haiz olması ve fakat mesafeli sözleşmeler açısından böyle bir zorunluluk bulunmamasıdır. Örnek olarak, telefon veyahut faks aracılığıyla yapılan sözleşmenin e-ticaret sözleşmesi kabul edilmesi mümkün olmamakla birlikte, mesafeli sözleşme bu yollarla gerçekleştirilebilir. Bir diğer çok önemli farkları ise, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’nda yer alan mesafeli sözleşmelerde alıcı her zaman tüketicidir ve fakat e-ticaret sözleşmeleri için böyle bir zorunluluk söz konusu değildir.

Yine Kanunun 2. maddesinin devamında hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcı tanımları yapılmıştır. İşbu tanımlara göre, elektronik ticaret faaliyetinde bulunan gerçek ya da tüzel kişilere hizmet sağlayıcı; başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ve tüzel kişilere aracı hizmet sağlayıcı denilmektedir. İlgili kanun uyarınca gerek hizmet sağlayıcıya gerekse de aracı hizmet sağlayıcıya belirli yükümlülükler getirilmiştir.

Hizmet sağlayıcılar yönünden getirilen yükümlülükler; madde 3 bilgi verme yükümlülüğü, madde 4 siparişe ilişkin yükümlülükler, madde 5-8 ticari elektronik iletilere ilişkin yükümlülükler, madde 10 kişisel verilerin korunması yükümlülüğüdür.

Aracı hizmet sağlayıcılar yönünden ise yukarıdaki yükümlülüklerin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ilgili Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca yönetmelik ile belirlenecek olup kişisel verilerin korunması yükümlülüğü ilgili Kanun uyarınca, aracı hizmet sağlayıcıları için de geçerlidir.

Kanunun 11 inci maddesi uyarınca, işbu Kanun kapsamında tüm denetimlerin yapılmasında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Söz konusu yetkiye dair herhangi bir sınırlama getirilmemesi nedeniyle ilgili hükmün birçok eleştiriye maruz kalacağı kuşkusuzdur.

Son olarak değineceğimiz Kanun maddesi, cezai hükümler hakkında olan 12 inci maddedir. İşbu hüküm uyarınca, kanun hükümlerine uyulmaması durumunda, Bakanlık tarafından 1.000,00 TL ile 50.000,00 TL arasında değişen idari para cezası kesilebilecektir.

Elektronik Ticarette Hizmet Sağlayıcı Ve Aracı Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik

28 Ağustos 2015 tarihli ve 29457 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren Elektronik Ticarette Hizmet Sağlayıcı Ve Aracı Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) ile aşağıdaki düzenlemeler belirlenmiştir:

  • İlgili yönetmelik madde 5 uyarınca, hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcı kendilerine ait kurumsal kimlik ve iletişim bilgilerini bulundurmak zorundadır. Bilgi verme yükümlülüğü kapsamında bulundurulması gereken zorunlu bilgilerin her biri Yönetmelik’in 5. maddesinde sıralanmıştır.
  • Bunun yanı sıra e-ticaret pazar yerlerini işleten aracı hizmet sağlayıcılar, Yönetmeliğin 6ıncı maddesi uyarınca hizmet sağlayıcıya ilişkin bilgilerin, hizmet sağlayıcıya tahsis edilen alanda gösterilebilmesi ve güncellenebilmesi için gerekli teknik imkanları sağlamalıdır. Dikkat edilmesi gereken husus, Kanun ve Yönetmelikte açıkça belirtildiği üzere, aracı hizmet sağlayıcı, hizmet sağlayıcı tarafından sağlanan içeriği kontrol etmekle, işbu içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı bir faaliyetin ya da durumun söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir.
  • Yönetmelikle getirilen bir diğer yükümlülük ise madde 7 uyarınca, işlem rehberi bulundurma zorunluluğudur. Aracı hizmet sağlayıcı ve kendine ait elektronik ortamda satış yapan hizmet sağlayıcı, ana sayfasında ticari faaliyetine ilişkin teknik adımları, müşteri ile arasındaki sözleşmeye erişime ilişkin esasları, özet sipariş formu ile teknik araçların sunulacağına ilişkin bilgiyi, kişisel verilere ilişkin gizlilik kurallarını ve alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmalarını gösteren işlem rehberini bulundurmakla yükümlüdür.
  • Yönetmeliğin 8inci maddesi uyarınca, aracı hizmet sağlayıcı ve kendine ait elektronik ortamda satış yapan hizmet sağlayıcı siparişe ilişkin ödenecek toplam bedeli, sipariş özetini, sipariş özetini değiştirebilecek teknik bilgileri ve maddede belirtilen diğer hususları alıcıya göndermekle yükümlüdür.
  • Aracı hizmet sağlayıcı ve kendine ait elektronik ortamda satış yapan hizmet sağlayıcı, Yönetmeliğin 9uncu maddesi uyarınca, siparişi aldığını telekomünikasyon araçlarından en az biriyle gecikmesizin alıcıya bildirir.
  • Yönetmeliğin 10uncu maddesi uyarınca, hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcılar ilgili Yönetmelik çerçevesinde yaptığı işlemler ve sunduğu hizmetler nedeniyle elde ettiği kişisel verilerin muhafazasından ve hukuka aykırı olarak bunlara erişilmesini ve işlenmesini önlemek amacıyla gerekli tedbirlerin alınmasından sorumludur.
  • Son olarak Yönetmelik madde 11 uyarınca, herhangi bir şikayet olması durumunda ispat yükümlülüğü hizmet sağlayıcı ve/veya aracı hizmet sağlayıcı üzerinde olup e-ticaret işlemlerine ilişkin elektronik kayıtlar da işlem tarihinden itibaren üç yıl süreyle saklanmalıdır. Talep halinde ise Bakanlığa sunulabilecektir.

Yönetmelik hükümlerine aykırı davranılması halinde ortaya çıkacak idari yaptırımlara ilişkin esaslar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenmekte ve uygulanmaktadır. Yine aynı şekilde şikayet başvuruları da Bakanlık tarafından değerlendirilmekte olup şikayetin sonuçlandırılmasına ve denetimine ilişkin hükümler Yönetmelikte detaylıca açıklanmıştır.

Elektronik Ticarette Güven Damgası Hakkında Tebliğ

6 Haziran 2017 tarihli ve 30088 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Elektronik Ticarette Güven Damgası Hakkında Tebliğ (“Tebliğ”) ile e-ticaret sitelerinin güven damgası alma şartları ve yükümlülükleri belirlenmiştir. İlgili yazımız içeriğinde kısaca güven damgasının ne olduğundan ve ne gibi riskler taşıdığından bahsedeceğiz.

Çıkarılan tebliğ uyarınca, e-ticaret siteleri için yeni bir sisteme geçilmiştir. Tebliğin dördüncü maddesinde güven damgası “Bu Tebliğde öngörülen asgari güvenlik ve hizmet kalitesi standartlarına uyan hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıya verilen elektronik işaret” olarak tanımlanmıştır. Güven damgası e-ticaret siteleri için zorunlu olmayıp belirli bir ücrete tabidir. Bu durumda, bütçesi daha küçük olan veyahut mali açıdan zorluğa giren e-ticaret siteleri maliyeti nedeniyle güven damgası alamayacak; bu da güven damgasına sahip olmayan şirketin güvensiz olduğu izlenimini yaratacaktır. Kaldı ki, güven damgasına sahip olan bir şirketin, bir sonraki yıl ekonomik sıkıntıya girmesi nedeniyle güven damgasının askıya alındığı veyahut iptal edildiği varsayımında ilgili şirketin güvensiz kılınması, şirketin ticari itibarını zedeleyici bir durum olacaktır.

Güven damgası ile ulaşılmak istenen, e-ticaret sektörünün önündeki güven sorununun çözülmesi olup tüketicilerin güven algısının iyileştirilmesi ve elektronik ticarette güven ortamının tesis edilmesi sağlanmaya çalışılmaktadır. Fakat yukarıda bahsetmiş olduğumuz üzere güven damgasının ücretli olması, her yıl yenilenecek olması gibi nedenlerle e-ticaret sitelerine yansıyan mali yükün, tüketiciye yansıtılacağı kuşkusuzdur.

Bu itibarla, yayımlanan Tebliğ ile e-ticaret hacminin büyütülmesi amaçlanmış ise de denetimin fazlalığı, mali yükü ve benzeri nedenler ile e-ticaret hacminin küçülmesi veya zayıflaması gibi sonuçlar meydana gelebilir.

Peki, neden e-ticaret?

Dijital Türkiye 2019 E-Ticaret Raporu’na göre internetten alışveriş yapan kişi sayısı geçen yıla göre 7,6 milyon kişi artarak 39,3 milyona ulaşmıştır. Bir yıllık büyüme TL bazından %44 olmakla birlikte bundan 4-5 sene önce nüfusun %10-15’i internetten alışveriş yaparken, 2019 verilerine göre bu oran %48’lere kadar ulaşmaktadır. Bu durumda, e-ticaretin günümüzdeki yeri dikkate alınmalı ve gelecekte e-ticaret ile elde edilebilecek gelirler azımsanmamalıdır.

Peki, neden e-ticaret sorusunun cevabına gelmek gerekirse, tedarik zinciri, e-ticaretin belkemiğini oluşturmaktadır. E-ticaret, tedarik zinciri işlemlerinin internet üzerinden yapılmasını, zincir ortaklar arasında bilgi alışverişi sağlanmasını, müşteriler ve tedarikçilerle fiyat görüşmeleri ve sözleşmelerin elektronik ortamda yapılması imkanını sağlamaktadır. [4] Böylelikle, katma değer zinciri içerisinde yer alan aracıların ortadan kalkması firmaların tedarik sürecindeki maliyetlerini azaltmaktadır. [5] Hal öyle olunca müşteriler daha düşük fiyatlarla mal veya hizmet alımını gerçekleştiriyor ve hizmet sağlayıcılar da daha yüksek karlar ile yeni pazarlara sınırsız ulaşım sağlıyor. Yukarıda vermiş olduğumuz nicel veriler ve artış oranları da yapmış olduğumuz açıklamaları destekleyici mahiyettedir.

Sonuç olarak, e-ticaret yapan firmaların 7 gün 24 saat açık olup satış yaptığı, daha düşük maliyetlerle müşterilerine ulaştığı, müşterilerin arz ve taleplerindeki değişime hızlı bir şekilde uyum sağladığı, satış, pazarlama, dağıtım ve stok maliyetlerini azalttığı ve daha birçok imkana sahip olduğu dikkate alındığında sormamız gerekirse, peki sizce neden e-ticaret?



[1] Mehmet Civan ve Vedat Bal, “E-Ticaret ve KOBİ’lerin Geleceği”, Kocaeli Üniversitesi İİBF İktisat ve İşletme Bölümü, Kocaeli, I. Ulusal Bilgi, Ekonomi ve Yönetim Kongresi / Bildiriler Kitabı, 2000. s.1011.

[2] WTO (World Trade Organisation), Work Programme on Electronic Commerce, 1998

[3] Digital 2019 Turkey (January 2019), https://www.slideshare.net/DataReportal/digital-2019-turkey-january-2019-v01

[4] Şen, E. , “KOBİ’lerin Uluslararası Rekabet Güçlerini Artırmada Tedarik Zinciri Yönetiminin Önemi” 2006

[5] Cemalettin Kalaycı, “Elektronik Ticaret Ve KOBİ’lere Etkileri”, International Journal of Economic and Administrative Studies, 2008

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir